21 Ocak 2009 Çarşamba

Taraftar Sosyal Anketi


.
"Blogu takip edenlerden ve futbol blogu sahibi arkadaşlardan-kendi bloglarında duyurmalarını- ricamdır. Akademik bir araştırma için cevaplanması gereken ve mümkün olduğunca fazla deneğin katılması gereken bir anket var. Sonuçları "Medya ve Devletin, Sporda Şiddet Üzerine Ters Etkileri" başlıklı akademik çalışmaya referans olacak. Ayrıntılı bilgi Taraftar Sosyal Anketi Blog 'da. Herkese teşekkürler."
.
Anket biraz uzun ama boş boş nette bakınacağınıza bir el atabilirsiniz.

FIFA / 2008'in En İyi 11'i


Ödüllerden başladık, FIFA yılın 11'inden devam edelim. FIFA'nın resmi sitesinde yaptığı yılın takımı anketinde, 2008'in en iyi 11'i belli oldu. Kadroda İspanyollar ön planda, oylamada en çok oyu ise C. Ronaldo alırken Messi 2., Casillas da 3. en yüksek oyu aldı.

Kaleci: Iker Casillas
Defans: Sergio Ramos, John Terry, Carles Puyol, Phillip Lahm
Orta Saha: Kaka, Steven Gerrard, Xavi, Franck Ribery
Forvet: Cristiano Ronaldo, Lionel Messi

Oscar Del Calcio


İtalya futbolcular birliğinin her sene verdiği Futbol Oscarlarının önüne bu sene Kaka geçti, dün açıklanan bu ödüller gerek bloglarda gerek haberlerde ancak bugün yer buldu. Bizde burada verelim ki arşivde yer alsın, görmeyen kalmışsa da görsün;

Yılın futbolcusu: Zlatan Ibrahimovic - Inter
Yılın teknik direktörü: Cesare Prandelli - Fiorentina
Yılın savunma oyuncusu: Giorgio Chiellini - Juventus
Yılın kalecisi: Gianluigi Buffon - Juventus
Yılın genç oyuncusu: Marek Hamsik - Napoli
Yılın en iyi italyan oyuncuları: Alessandro Del Piero - Juventus, Daniele De Rossi - Roma, Andrea Pirlo - Milan,
Yılın hakemi: Roberto Rosetti
Yılın en popüler oyuncusu: Alessandro Del Piero - Juventus

20 Ocak 2009 Salı

Alex ve Carlos ile devam


Resmi site dün anlaşmaya varıldığını açıkladı, imzalar da Perşembe günü atılıyormuş. Aragones geldiği zaman haklı olarak çıkan Alex'in gönderileceği söylentileri herhalde artık son bulur. Bu imzaların Aragones'in onayı olmadan yapıldığına inanmıyorum.
.
Alex ile 2+1 yıllık Roberto Carlos ile ise 1 yıllık sözleşme imzalanmış. Carlos ile imzalanmasa çok üzülmezdim ama seneye de onu izleyebilecek olmamıza sevindim. Sezon başındaki o uyuşuk görüntüsünü atlatmıştı ve gayet faydalı olmaya başlamıştı, kontratın süresi de iyi olmuş. Pazar günü Fenerbahçe formasıyla 100. golünü atan Alex'in yeri bende zaten ayrı, gitseydi çok üzülecektim. Alex'li oyun formatına devam edilecek, onun varlığı ile çift forvet oynamak kolay değil, ancak orta sahanız çok güçlüyse bunu yapabilirsiniz. Bu sene için yapacak fazla bir şey yok ama Aragones'in önümüzdeki sezon için nasıl bir transfer politikası izleyeceğini merak ediyorum.
.
Bu iki isimle işi çok uzatmadan anlaşma sağlamak önemliydi, 2. devre performanslarını da direkt olarak etkileyecektir. Sırada Volkan, Lugano, Deivid ve Selçuk var. Deivid ve Selçuk ile anlaşılacağından eminim ama Volkan'dan şüpheliyim, Lugano'dan korkuyorum. Umarım fire verilmez.

Ve Kaka kaldı..


Liverpool maç fotoğraflarına bakarken The Sun'da gördüm, Babel Fish yardımıyla La Gazzetta Dello Sport'dan doğruladım. Berlusconi televizyona Kaka'nın kaldığını, City tarafı da görüşmelerin kesildiğini açıklamış.

Bugün çıkan haberlerde aslında Manchester City'nin teklifinin telafuz edilen rakamların çok altında olduğu söyleniyordu. Bunun dışında taraftarların da Milano'da şiddetli protestoları vardı. Artık Kaka'nın kalmasında hangisi etkili oldu bilinmez, bence sebep Berlusconi & Galliani ikilisinin Dubai'lileri istediği rakama çıkartamamış olmalarıdır, taraftarı ya da Kaka'yı kaale aldıklarını sanmıyorum.

Milan teklifi kabul etseydi Kaka ne yapardı hala bilemiyorum, sanırım gidecekti. Kaldı ama bu transfer hikayesi bence Milan'dan çok şey götürdü..

19 Ocak 2009 Pazartesi

Liverpool 1-1 Everton

Everton'ın sakatlıklardan dolayı forvette yaşadığı kadro sıkıntısı maçın seyrini değiştirdi. Saha ya da Yakubu olsaydı belki Everton'ı rakip kalede daha çok görür, her iki takım adına da daha bol pozisyonlu bir maç izlerdik. Çok pozisyon yoktu ama üst düzey mücadele vardı, 2. yarı yağan kar da bu mücadelenin dozunu arttırdı. Liverpool ilk devrenin başında kurduğu ama ortalarına doğru kaybettiği bunaltıcı baskının süresini ikinci devre biraz daha uzattı. Golü ise tam bu baskıyı kaybetmeye başladığı dakikalarda bir "Kaptan" klasiği ile buldu ama son dakikalarda bir duran top sonrasında kalesinde golü de gördü ve benim de zevkle yazmaya başladığım bu postun içine etti, canımı sıktı.

Geriden gelen Manchester yine vites arttırdı ve Liverpool'u geçti. Şampiyonluk şansının çok az olduğunu düşünmeme rağmen Liverpool bir süredir beni de iyice inandırmaya başlamıştı ama işler tersine dönüyor. Ligde önce Wigan deplasmanına gidecekler daha sonra da Anfield Road'da Chelsea ile karşılaşacaklar. Bu iki maç çok önemli, iki maçta kaybedilmesi muhtemel puanlar Liverpool'u şampiyonluk yarışından bir anda kopartabilir. Bu iki maçın öncesinde Everton ile oynanacak kupa maçını da unutmamak lazım.

Şampiyonlar Ligi mücadelesi başladığında Liverpool'un işi daha da zorlaşacak çünkü kadro genişliği anlamında bir avantajları yok, en azından Manchester'a oranla daha çok yıpranacaklardır. Benitez artık takımını kontratından daha fazla düşünmek zorunda..

Fortis Türkiye Kupası / Çeyrek Final


Çeyrek finale kadar olan mücadelesi futbol izleyicisine pek bir şey ifade etmeyen Fortis Türkiye Kupasının çeyrek final kuraları az önce çekildi, eşleşmeler şu şekilde;

Galatasaray - Sivasspor
Fenerbahçe - Bursaspor
Denizlispor - Ankaraspor
Antalyaspor - Beşiktaş
.
Kuradan derbi çıkmadı, görünen o ki yarı finalde büyük çarpışmalar olacak. En güzel eşleşme tabii ki Galatasaray - Sivasspor mücadelesi. Fenerbahçe aynı grupta olduğu Bursaspor ile eşleşti, Beşiktaş da aynı şekilde Antalyaspor ile. Bu kupa statüsünün neresinden tutsan elinde kalıyor. En azından aynı grupta mücadele eden takımları eşleştirmemek düşünülebilirdi.

İlk yazılan takımlar ilk maçları kendi sahalarında oynayacaklar. Çeyrek finalin ilk maçları 28 Ocak 2009'da, ikinci müsabakalar ise 4 Şubat 2009 tarihinde oynanacak.

Podolski --> F.C. Köln

Real Madrid dediler, Roma dediler, Premier League dediler, Barcelona bile dediler ama Podolski pek de beklemediğim bir takıma, tanıdık yüzlerin forma giydiği kendisinin de eski takımı Köln'e imza attı. Bayern Münich de F.C. Köln de bu transferi resmi sitelerinden duyurdular.
.
Podolski takıma sezon sonunda katılacak. Ödenen bonservisin 10 milyon € olduğu söyleniyor, kendisi de yıllık 3 milyon € alacakmış. 23 yaşında ve reputasyonu üst seviyede olan bir futbolcu için makul bir bonservis denebilir, Podolski'nin aldığı ücret de abartılı değil.

100 Gol


Alex De Souza - Fenerbahçe
219 Maç
100 gol / 107 asist

18 Ocak 2009 Pazar

Durmak Yok


19 maçta atılan 59 gole karşılık yenen 13 gol ve alınan 50 puan.. Kırılması gereken diğer rekorlar dışında lig Barcelona için ilk devre sonunda bitti sayılır. Artık zaman Şampiyonlar Ligi Kupasına koşma zamanıdır ve bu güzel takım o kupayı kazanamazsa çok ayıp olur, çok üzülürüm.

Money Talks..


Bu iş hiç olmayacak gibi geliyordu ama dün maç sonunda gördüğüm şey bir veda töreniydi. Sanırım yine para kazandı ve gerçekten gitti, "bu forma altında yaşlanmak istiyorum" dediği Milan'dan Manchester City'ye..
.
Milan'ı hiç sevmiyor olmama rağmen bu transferin olmasını istemiyorum. Umarım Kaka dik durabilir ve kalmak istediği yerde kalır..

17 Ocak 2009 Cumartesi

Fenerbahçe - Galatasaray @ "100"

17 Ocak 1909'da başlamış bu rekabet ve bugün ilk maçın 100. yıldönümü. Dostluk edebiyatları yapmayacağım. Her fırsatta birbirine saldıran, küfürler eden ve taraftarları büyük ölçüde sebepsiz yere birbirinden nefret eden iki camia için sadece ilk maçın üzerinden 100 yıl geçti diye “ebedi dostum, kardeşim, iyi ki varsın” demek bana pek samimi gelmiyor.

İşin duygusal tarafını bir kenara bırakalım, her şeye rağmen bu 100 yıllık rekabet güzel bir anma törenini hak ediyordu. Bunu dile getirmek istiyordum ama Mehmet Demirkol herkesten hızlı davrandı ve güzel bir yazı yazdı. Bu yazıdan sonra gerek forumlarda gerek bloglarda konuşulmaya başlanan bir anmayı keşke başkaları daha önce düşünebilseydi. Fikstür böyle bir maça pek izin vermiyor ama bunun planı daha önceden yapılsaydı, işin içine Futbol Federasyonu da çekilseydi bir çözüm bulunurdu.

Yarı yarıya tribünlerin önünde o dönemin nostaljik formalarıyla oynayan minik futbolcular, sonrasında eski yıldızlar ve en son da bugünün futbolcuları çok keyifli olabilirdi ama tren kaçtı, yapacak bir şey yok.

Galatasaray bu özel günü unutmamış ve resmi sitenin girişini bu rekabete ayırmış. Fenerbahçe’nin resmi sitesinde ise tık yok. Olmasını da beklemiyordum zaten, sanırım hafta sonları çalışmıyorlar. Haber yalanlamada çok başarılılar, anında reaksiyon gösteriyorlar ama asıl hassas olan konularda pek hızlı değiller mesela Ümit Özat’ın geçmiş olsunu da çok geç çıkmıştı. Bu derbiyi anmamaları da hiç garip değil, kulaklarına eleştiri giderse belki birini ararlar da evden bir şeyler yaptırırlar.

Dünyada rekabetlerini ve birbirlerine olan nefretlerini daha mantıklı temel ayrılıklara dayandıran çok anlamlı onlarca derbi mücadelesi var ama benim için dünyanın en büyük derbisi Fenerbahçe – Galatasaray derbisidir çünkü bu derbiyi yaşayan, 1-2 hafta öncesinden heyecanlanan, duygulu ve hırslı gözlerle eski maçları izleyen, maç gününde içi içine sığmayan, tribünde pislik herifin tekine dönen, yerine göre hüngür hüngür ağlayan yani kısaca bu maçı yaşayan benim.


Bu heyecanı yaşatacak nice derbilere..
.
Edit: Herhalde birileri uyandı ve gerekli kişileri uyandırdı. Fenerbahçe resmi sitesi de giriş sayfasını bu derbiye ayırmış. Kullanılan yazı kimin elinden çıkmış bilmiyorum ama güzel olmuş.

16 Ocak 2009 Cuma

Bye Bye Calderon


Bu hafta başında Marca gözünü Calderon'a koymuştu. Başkanın genel kurulda oy hakkı olmayanlara oy kullandırdığını ve seçimi de bu şekilde kazandığını iddia eden bir haber yapmıştı. 2006 yılından bu yana Real Madrid'in kulüp başkanı olan Calderon bu iddiaları reddetmişti fakat Marca iddialarına devam etti ve yayınladığı fotoğraflarda üye olmamasına rağmen oy kullanan kişilerin Calderon'un oğlunun ve kardeşinin arkadaşları olduğunu göstermişti. Bu noktadan sonra Marca ile birlikte birçok gazete de Calderon'a iyice yüklendi ve başkanın sonunu getirdiler.

Genel kuruldaki sahtekarlık iddialarının doğru çıkmasından dolayı kulüp yöneticilerinden ve genel kurulu organize eden Luis Barcena ile üye olmayan kişileri salona aldığı söylenen Nanni adlı kulübün halkla ilişkiler sorumlusu istifa etmişti. Bugün yapılan yönetim kurulunda da Calderon istifasını vermiş. Real Madrid'de işler tam düzelmeye başlamışken bu istifa sezonun geri kalanını daha da zorlaştırabilir. Barcelona'nın Madrid'de alkışlanma ihtimali belki de biraz daha arttı.

Nihat 5 hafta 'daha' yok


Nihat'ı çok severim, bu sakatlık haberi çıktığı anda korkmuştum. Çok ciddi bir şey değilmiş gibi anlatılıyordu ama bugün yapılan açıklamaya göre Nihat menisküs ameliyatı olacak ve en az 5 hafta oynayamayacakmış. Bir süre önce sakatlık sorunu nedeniyle Villareal'in onu satmak istediği yönünde haberler de çıkmıştı, şimdi ise 5 hafta daha yok ve döndüğünde ne kadar forma şansı bulur bilinmez.

Umarım sakatlığı kronik değildir ve o güzel kariyeri bu sakatlıklar yüzünden dibe vurmaz. Türkiye'ye dönmek zorunda kalmasını gerçekten hiç istemiyorum.

Tv'de Futbol / 17-19 Ocak

17 Ocak Cumartesi
13:30 Antalyaspor - Gaziantepspor / Lig Tv
17:00 Chelsea - Stoke City / Spormax
17:00 Rangers - Falkirk / Futbol Smart
19:00 Galatasaray - Malatyaspor / Lig Tv
19:20 Bristol - W.Wanderers / Futbol Smart
19:30 Hull City - Arsenal / Spormax
20:00 Grenoble - O. Lyon / Kanal A
21.00 Barcelona - Deportivo / Ntv Spor
21.30 Milan - Fiorentina / Ntv
22:00 Nantes - Bordeaux / Kanal A
23.00 Sevilla - Numancia / Ntv Spor
.
18 Ocak Pazar
13:00 Güngören Bld. - Çaykur Rizespor / D Spor
13:30 Manisaspor - Sivasspor / Lig Tv
13:30 Roda - PSV / Futbol Smart
15:30 West Ham United - Fulham / Spormax
16:00 Aberdeen - Celtic / Futbol Smart
16.00 Atalanta - Inter / Ntv Spor
18.00 Real Madrid - Osasuna / Ntv Spor
18:00 Tottenham - Portsmouth / Spormax
18:00 Paris St Germain - Sochaux / Kanal A
19:00 Fenerbahçe - Eskişehirspor / Lig Tv
21:30 Lazio - Juventus / Ntv
22:00 Lille - Rennes / Kanal A
22:00 Almeria - Atletico Madrid / Ntv Spor
.
19 Ocak Pazartesi
20:00 Adanaspor - Kasımpaşa / D Spor
22:00 Liverpool - Everton / Spormax

15 Ocak 2009 Perşembe

"Kaptan" #4


"Raúl bu saatten sonra kimseye bir şey ispatlamak zorunda değil, 14 yıldır kırılmadık rekor bırakmadı ve ispat edecek hiçbir şeyi yok. Real Madrid ve ben (Ramón Calderón) Raul ile gurur duyuyoruz."


Raúl González Blanco
Real Madrid / 1992
680 maç / 305 gol
.
.

14 Ocak 2009 Çarşamba

Fenerbahçe & Kartalspor


Türk futbolunun en büyük eksikliklerinden biri Rezerv lig olmaması, A takım yaşı gelen oyuncular forma şansı bulamadığı zaman kaybolup gidiyorlar. Bunun önüne geçmek için yapılabilecek belki de tek şey ise bir pilot takım bulmak. Galatasaray'ın uzun süredir Beylerbeyi ile böyle bir ilişkisi var, Aceto da zamanında hem Beylerbeyi hem de Galatasaray'ın 87-88 jenerasyonu ile ilgili olarak iki çok güzel yazı yazmıştı.

Fenerbahçe'nin bir ara İzmirspor ile böyle bir ilişkiye gireceği konuşulmuştu ama bu yönde somut adımlar görmedik. Bugün Vatan gazetesinde çıkan haberde Fenerbahçe'nin Kartalspor ile böyle bir yola girdiği hatta pilot takımdan da öte Kartalspor'u satın aldığı yazıyor. Bahsedilen iki arazinin değerlendirilmesi bir yana bu altyapı için de iyi bir haber. Kartalspor'un zaten böyle bir potansiyeli vardı, bu potansiyelin Fenerbahçe ile birleşmesi güzel bir adım. Başkanın Cemil Turan, teknik kadronun da Fenerbahçe'lilerden oluşmasıda iyi olmuş, Kartalspor'un başarısı ile Fenerbahçe'nin menfaatine en azından aynı derecede önem verilecektir.

Umarım bu haber doğru çıkar.
.
Edit: Resmi site yalanladı, Vatan'ın haberi ile gaza gelende hata zaten. Postu bırakıyorum, güzel Aceto linkleri var en azından.

Kalp


Önce Foe, Puerta, O'Donnell isimleri daha sonra ise daha yakınlardan McRae ve Elâzığspor'dan Gökmen.. İlk anda aklıma gelen kalp krizi sonucunda hayatını kaybeden sporcular bunlar. Bizi çok korkutan Ümit Özat ve Arda Turan vakaları da hala akıllarda. Sezon başında Thuram kalp sorunu yüzünden futbola veda etmişti, şimdi de Darko Kovacevic'in kalp sorunu yüzünden futbolu bırakacağı haberleri çıktı.

Bu genç adamların bazılarının sorunu genetik olabilir anlıyorum ama bu vakaların son yıllarda bu kadar sık yaşanması da herhalde sadece genetiğe, ihmale ya da şanssızlığa bağlanamaz. İçinde bulundukları yüksek tempo ve bu tempoyu kaldırmak için kullanılan destekleyici maddelerin insan vücuduna pek iyi davranmadığı çok ortada, neticede öyle ya da böyle bu adamlara yazık oluyor ve bunun üzerinde artık biraz düşünmek gerekiyor.

Başta futbolcular olmak üzere sporcuların da makina değil insan olduğunu hatırlamak lazım. Maksimum verim almak ve bireysel gelişim için verilen maddelerden vazgeçsinler artık. Makinalara bile çok yüklendiğinizde teklerken bu adamların etinden sütünden faydalanma konusunda biraz daha düşünmek, belki bazı turnuvalardan vazgeçmek en azından sadece maddi kaygısı olan karşılaşmaları azaltmak bir adım olabilir.

Endüstriyel futbol denen şey bari sporcu hayatına biraz önem versin.

Kaka, City, 100 (yüz!) Milyon



Mavi Manchester'lılar Milano'da. 100 Milyon Avro Milan'a öneriyorlar, Berlusconi "kalmasını umuyorum" demiş de, rakam 100,000,000 be abicim, masaya oturmuşlar artık bir zahmet. 15 milyoncuk da Kaka'ya, sezon başına, 5 sene boyunca. Peheeyy hey...

M L/C



Hazırlık maçında atılan bir golden sonra bu postu girdiğim için üzgünüm ama kendimi tutamadım. Ayhan birçok açıdan takdir edilesi bir oyuncudur. Sevmeyeni de vardır bir dolu, ki bu rakip taraftarlarla sınırlı değildir. Öte yandan, seneler seneleri takip eder, bir gerçek değişmez, Ayhan Akman kadronun önemli bir parçasıdır, en çok dakika alan oyunculardan biridir, orta sahanın ortasında dinamodur, en klişe tabirle oyunun iki yönünü birden oynar. Top alır verir, kısıtlı da olsa şutu, çalımı, asisti vardır, bir de üstüne savaşır top kapar, yedek olur sorun etmez, kaptan olur medyaya oynamaz. Sol kanatta adam gerekir, sanki hep orada oynamış gibi rahat doldurur o boşluğu. 3'lü orta sahanın solu, tamam, ön libero kalmadı, okey... Zaman zaman da durup pek acayip goller atar, geçen sezon sonu Sivas'ta attığı gibi. Bugün attığı golü normalde İbrahimoviç'in filan atması normaldir mesela.



Seneler önce Ahmet Yıldırım'la takas edilerek Beşiktaş'tan çalınmıştır adeta. İyi ki de demek lazım galiba. Yoksa iki sene önce Denizlispor'dan Boluspor'a filan geçmiş olurdu heralde. Muhteşem bir adam değildir belki ama gönlümdeki yeri nice, nice, nicedir, teşekkürler Ayhan Akman, lütfen devam.