14 Ocak 2012 Cumartesi

24 Eylül 2011 Cumartesi

Buluşma


Askerlik sebebiyle geçen sezonun büyük bir bölümünü kaçırınca bu sezonu çok daha büyük bir özlem ve hevesle bekliyordum. Maça gitmek için çok büyük bir heyecan duyuyordum ama her şey piç oldu. Eylül ayı bitti ve hala Saraçoğlu'na gidemedim.

Ceza bitti ve sonunda İBB maçı ile stada girebileceğim. Her ne kadar yaşananlar beni sahanın içinden uzaklaştırmış olsa da o tribünde olmayı çok özledim. Belki maçı adam gibi izlemeyeceğim bile, şu an tek istediğim zaman zaman eleştirdiğim tribün tayfası gibi sahada olan biteni çok da umursamadan 90 dakika boyunca haykırmak.

O stada girip yeşil çimleri görünce bu yaz döneminde giden bazı şeylerin geri geleceğini de hissediyorum. Ve Fenerbahçe takımı ile Saraçoğlu'nda buluşmak için sabırsızlanıyorum. Sonuç ne olursa olsun mükemmel bir gün geçireceğimden eminim. Çünkü çok özledim.

Haydi artık şu maçın tarihi bir an önce açıklansın ve bir şafak da maç için saymaya başlayayım.

Buluşmaya az kaldı.

14 Eylül 2011 Çarşamba

İyi ki Varsın

Çok şey oldu, çok acaip 74 gün geride kaldı. Saha dışında bütün bu acaip şeyler olurken onları bir kenara bırakıp saha içine dönmek kolay değil. Ben de bunu yapamıyorum. Dışarıda verilen mücadele devam ediyor, o tarafta bir zayıflama yok ama sahada oynanan futbola ilgi gösteremiyorum. En basitinden Orduspor maçının özetlerini bile hala izlemedim, sadece golü gördüm. Mutlaka o duygular ortaya çıkmaya başlayacak ama sanırım biraz daha var.

Bu geçiş döneminde beni sahanın içine çeken en önemli güç ise Alex de Souza. Futbola tekrar aynı ilgiyi gösterdiğim zaman bunda en büyük pay onun olacak. İzlemenin insana sonsuz keyif verdiği futbolcu. Güzel insan, büyük karakter. O Fenerbahçe ambleminde yer alan sarı, yani "gıpta" nın karşılığı. Onu izlemekten vazgeçmek, o büyük keyiften uzak kalmak kolay değil.

İyi ki doğmuşsun bizi futbola bağlayan insan, iyi ki varsın.

Umarım daha çok doğum gününü burada bizimle kutlarsın..

12 Eylül 2011 Pazartesi

CL Fantasy Football 11/12


Futbol havasına girmek kolay değil, heves kalmadı. İlgimi iyice kaybetmemek için elden geldiğince Fantasy Football liglerine giriyorum ve yarın da Şampiyonlar Ligi başlıyor.

Ben takımımı oluşturdum, bir de lig açtım. Ligin kodu 106592-18441.

Bir de ufak ödülümüz koyalım ki boşa oynamayalım. Geçen sezon gibi yine futbol ile ilgili bir kitap olsun. Bizde sponsor falan yok, o yüzden bizden ancak böyle bir ödül çıkar.

Herkesi bekleriz.

26 Ağustos 2011 Cuma

Diego Alfredo Lugano Moreno


Dün Ali Koç'un yaptığı gurur verici açıklamanın sonunda söyledikleri, yani istemeden de olsa bazı oyuncular ile yolların ayrılacağı bilgisi bu sabah itibariyle gerçek olmaya başladı. Belki de benim gördüğüm en iyi Fenerbahçe kadrosu ilk firesini ne yazık ki Lugano ile verdi.

Duygusal şeyler yazacak halim yok, istemiyorum. Acı veriyor ve yapacak bir şey yok. Kalan sağlar bizimdir diyoruz, oyuncular gitse de Fenerbahçe hep ayakta kalacak bundan şüphe etmiyoruz ama bazı şeylerin bu şekilde sona ermesine insan çok üzülüyor. Satmak zorunda kalmak, bu gerçekten çok üzücü..

PSG'ye gidiyor Lugano. Ginola'lı bir PSG formam vardı artık bir tane de Lugano'lu olur.

Emeklerin için, bu formaya akıttığın her damla ter için, sahadaki ben olduğun için teşekkürler. Bu taraftar seni hiçbir zaman unutmayacak, bu ülkeye her gelişinde seni yine el üstünde tutacak.

Yolun açık olsun Tota.

25 Ağustos 2011 Perşembe

Fenerbahçe Dışarı

Her hafta çok fazla gelişme oluyor, üzerine konuşacak çok olay oluyor. Dün bir nevi final oldu, en azından bu final vuruşunun benim tarafımdan nasıl gözüktüğünü yazayım.

UEFA Türkiye’ye “bir şekilde” gelir, neler oluyor bakalım burada diyerek sorular sorar. Savcı ve TFF Fenerbahçe’nin suçlu olduğuna inandıklarını fakat ülkedeki sistemin hemen küme düşürmelerine müsaade etmediğini söyler. UEFA bunun üzerine standard ve geçmişte de uyguladığı sistemi TFF’ye açıklar. “Eğer Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi’ne girerse biz de kendi soruşturmamızı yaparız ve suçlu bulursak kendi cezamızı veririz. Bunun olmasını istemiyorsanız ya Fenerbahçe çekilmeli ya da siz Fenerbahçe’yi men etmelisiniz” der. Bu aslında Fenerbahçe’nin isteyeceği bir uygulamadır, sistemin dışında bir kurum tarafından yargılanmak. UEFA soruşturmasını yapsaydı neler olurdu bilemeyiz. Kendi kurumlarınca suçlu bulunan ama UEFA nezdinde bir suçu tespit edilemeyen kulüpler oldu. Bunun tam tersi de yaşandı. Ama suçu tespit edilmeden kimseye bir yaptırım uygulanmadı.

TFF bunu yani UEFA'nın kendi soruşturmasını yapmasını istemez ve Fenerbahçe’den Şampiyonlar Ligi’nden çekilmesini talep eder. Bu talep kabul görmeyince de Fenerbahçe’yi UEFA'yı öne sürerek Şampiyonlar Ligi’nden men eder. Oysa 23 Ağustos tarihinde yani UEFA’nın Fenerbahçe ile ilgili yazısını TFF’ye gönderdiği söylenen gün Mehmet Ali Aydınlar “UEFA duruma el koydu diyemeyiz, sadece gelip bilgi aldılar.” açıklamasını yapmıştır. Bir sonraki gün ise, UEFA kaynaklarından Fenerbahçe’nin kura çekimine katılacağı bilgisi gelmişken, aynı gün içinde "uluslararası kurumlar önemli" açıklaması yapan Cumhurbaşkanı ile görüşen TFF, UEFA’nın talebi üzerine Fenerbahçe’yi men ettiğini açıklar.

Ama Fenerbahçe’yi UEFA men etmemiştir. Trabzonspor ve Beşiktaş’ın devam ettiği yerde Fenerbahçe’nin men edilmesi gibi bir kararın UEFA’dan çıkmış olmasına imkan yoktur. Hele ki böyle bir kararı dün Mehmet Ali Aydınlar’ın söylediği gibi gazete haberlerine bakarak alması mümkün değildir.

TFF ve savcılık Fenerbahçe’nin suçlu olduğunu UEFA’ya bildirmiştir. Bu UEFA açıklamasında geçen “the decision of the Turkish Football Federation to withdraw Fenerbahçe SK from the UEFA Champions League 2011/12 due to the fact that the club has been involved in match-fixing" cümlesi bunu açıkça göstermektedir. TFF hükmünü vermiştir ve bunu savcı ile birlikte UEFA’ya bildirmiştir. UEFA da "eğer şike varsa ya Fenerbahçe dışarıda kalsın ya da biz de soruştururuz" demiştir. TFF de bu soruşturmanın yapılması yerine Fenerbahçe’yi men etmeyi tercih etmiştir. Ve bunu son dakikada yaparak tüm itiraz haklarının da önüne geçmiştir.

Mehmet Ali Aydınlar dün akşam net olarak “Fenerbahçe genel kurul yapıp tutuklu olan yöneticileri ile bağını koparsaydı Şampiyonlar Ligi’ne gidiyor olurdu” bile dedi. Yani Fenerbahçe suçsuzluğunu savunduğu için, yöneticilerinin içeride haksız yere tutulduğunu düşündüğü için cezalandırıldı.

Çok şey oldu, çok haksızlıklar yaşandı ama dün olanlar çok büyük darbe oldu. Dün UEFA değil ama TFF Fenerbahçe’ye çok ağır ve yanlış bir ceza verdi. Şimdi de Fenerbahçe’nin bir ceza kesmesi lazım ve verilebilecek tek ceza da sistemi Fenerbahçe’den yoksun bırakmaktır. Fenerbahçe an itibariyle hakkı olan Şampiyonlar Ligi'nin dışına atıldıysa bu sistemin de tamamen dışına çıkmalıdır. Kimi çok önemli bir değişiklik olmayacağını düşünebilir, kimi de bunun Türk futbolu için bir yıkım olacağını iddia edebilir. Nasıl etkileri olacağını bilemeyiz ama sonunda her ne olacaksa artık daha fazla bu tiyatronun içinde olmamak lazım.

Ben bir taraftar olarak, geçtiğimiz sezonun büyük bölümünde askerlik sebebiyle Fenerbahçe’den uzak kalan ve Saraçoğlu’nda takımını desteklemeyi çok özlemiş bir taraftar olarak bu zevkimden mahrum kalmaya hazırım.

Ben bu kez de ligden çekilmemiz için yani Fenerbahçe'yi onların elinden almak için kulübe yürümeye hazırım.

2 Ağustos 2011 Salı

Huzur


Bloga yazmaya başlamak istiyorum ama bir türlü yazamıyorum. Sanırım içimden gelmiyor, yazacak şey bulamıyorum. Fikirler, kurulan cümleler hep malum gündem hakkında oluyor. O konu için de Twitter yeterli oluyor.

Ama bu fotoğrafı blog hak ediyordu. Son günlerde gördüğüm en güzel fotoğraflardan biri, belki de Fenerbahçe özelinde en güzeli.

Sanki baktıkça son 1 ay içinde yaşadığımız şeyleri alıp götürüyor, kötü günlerden uzaklaştırıyor. İnsan baktıkça huzur buluyor..

11 Temmuz 2011 Pazartesi

Kazanılan Bir Şey Yok

Bir haftadır çok uğraştık, her anlamda çok yorulduk. Detaya girmeyelim ama dün de çok hırpalandık. Bundan sonra da mücadele etmeye ve sesimizi çıkarmaya devam edeceğiz.

Bugün Futbol Federasyonu'nun kararı ile sadece olması gereken oldu, henüz kazanılan hiçbir şey yok. Biz ancak aklanınca kazanmış sayılacağız. Ben kulübümün küme düşmemesi için mücadele etmiyorum, sadece yapılması gereken bir şey varsa doğru şekilde yapılsın istiyorum. Bundan sonrası için de istediğim o. Dava sonunda şike ispatlanırsa, her şey bana açıkça gösterilirse bu kez de Fenerbahçe'yi küme düşürmeleri için yürüyebilirim.

Bugün Federasyon en doğru kararı vermiştir. Fenerbahçe'yi küme düşürdükten sonra aksi bir yargı kararında yaptıklarının altından kalkmaları mümkün olmazdı. Böyle bir karar vermeyerek bu büyük riskten kaçtılar, doğrusunu yaptılar. Yargı Fenerbahçe aleyhine karar verirse yapacakları zaten belli, hiç zaman kaybetmeden küme düşürecekler. Belki o zaman da süreç her şeyiyle doğru sonuçlanmış olmayacak ama bu yaptıkları seçimin getireceği yük kesinlikle çok daha hafif. Hem Fenerbahçe küme düştükten sonra o büyük mutluluk yaşarken kimse de çıkıp "sezon başlamadan düşürmeniz gerekirdi" diye ortalığı yangın yerine çevirmez.

Şu an cezasız kalmış bir şey yok, hiçbir şeyin de üzeri örtülmedi. Çünkü her ne kadar bazıları anlamak istemese de hala ortada bir suç yok. İsteğimiz gerçekten bir şeyler varsa bunun ispat edilmesidir, o zaman Fenerbahçe'nin küme düşmesi için en yüksek sesi de biz çıkartırız. Aksi takdirde elimizden geldiğince sonuna kadar mücadele edeceğiz. Her şey bittikten sonra da kendi içimizde hesaplaşacağız.

Henüz hiçbir şey bitmedi. Daha yeni başlıyor.

...

8 Temmuz 2011 Cuma

Pazar Günü Sarı-Lacivert Cepheye


Camiada ve kulüpte bir ufak hareketlenme, ilk şoku atlatıp ayağa kalkma belirtileri var ama en önemlisi taraftar.

Fenerbahçe'yi şu an taraftarından başka kimse koruyamaz ve savunamaz. Herkes çok korkuyor. Normal.

Mesela Nihat Özdemir ne diyebilir? Ne kadar savunabilir? Bir ton davası var, onu da içeri tıkarlar.

Ya da Ali Koç? Ne kadar sert çıkabilir? O aile hiç izin verir mi?

Şansal mı? Rıdvan mı? Kuyruklarını kıstırdılar, seslerini çıkaramıyorlar.

Sahip çıkmamız lazım, Fenerbahçe başı boş kalmamalı.

En azından bu adamların bize çok ihtiyacı var.

6 Temmuz 2011 Çarşamba

Var ya da Yok



Hazırlık maçlarını bekliyordum. Yeni sezon değerlendirmesi ile bloga ufak ufak yazmaya başlarım diyordum ama kısmet başka türlü oldu. Şimdiye kadar olanlar ile ilgili bir şey söylemenin anlamı yok, herkesin safı belli oldu zaten. Medyanın da durumu ortada. Önemli olan bundan sonra ne olacağı.


Öncelikle şu geçmişi ve diğerlerini bir kenara bırakmak lazım. "Ama onlar da yapıyor, onlar da yargılansın" kafasından kurtulmak lazım. Bu doğru savunma değil ve bize de hiçbir faydası yok. Fenerbahçe taraftarının bu dönemde üzerinde durması gereken sadece iki seçenek var, şike yapıldı ya da yapılmadı. Yapıldı diyorsak olması gereken şey belli. Kulübün, yöneticilerin, camianın en ağır şekilde cezalandırılması ki zaten böyle bir sonucun getireceği utanç hepimiz için Bank Asya'da oynamaktan daha ağır bir ceza olur.


Ama ben bu suçlamaları kabul etmiyorum, söylenenlerin hiçbirine inanmıyorum. Artık bu ülkede olan birçok başka şeye inanmadığım gibi. Ben izlediğim maçları biliyorum ve ben Fenerbahçe futbol takımının bu sene şampiyonluğu herkesten fazla hak ederek kazandığını düşünüyorum.


Ve tabii bir de Aziz Yıldırım var. Ben onu çok destekledim ve hala da bu bahsedilen hataları yapacak bir adam olmadığı kanaatindeyim. Ama bir noktada yanıldım, ben onun gerçekten Fenerbahçe'yi işinin de önüne koyduğunu düşünüyordum. Öyle değilmiş. O hiçbir şeyden vazgeçmemiş, o Fenerbahçe'yi tehlikeye atmış. Şike işinin içinde olmadığına inanıyorum ama yine de onu affetmeyeceğim.


Yukarıda dediğim gibi şike yapıldı ya da yapılmadı, bizim için bundan başka bir üçüncü ihtimal yok. Olmamalı. Artık bekleyeceğiz. Her ne olacaksa bir an önce olsun o yeter.