FIFA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
FIFA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Aralık 2010 Salı

2 Aralık 2010 Perşembe

2018 & 2022


Dünya Kupası'na 2018 ve 2022 yıllarında ev sahipliği yapacak ülkeler az önce açıklandı. Turnuva 2018'de Rusya'da düzenlenecek, 2022'de ise Katar'da. Bu işlerin arkasında neler olduğunu ve bu güzel oyunu nasıl kirlettiklerini biliyoruz. Her iki ev sahibinin aynı anda açıklanmasının altında bile kim bilir neler var. O yüzden sonuçlar için yorum yaparken benim kriterim hak edip hak etmedikleri değil, hangisinin benim işime daha fazla geldiği. Zaten adaylık dosyaları ile ilgili de zerre fikrim yok.

2018'i Rusya'nın almasına sevindim. Böyle büyük bir futbol ülkesinin artık bir Dünya Kupası'na ev sahipliği yapma zamanı gelmişti. Ortak düzenlenen kupaları sevmiyorum, İngiltere de daha önce bu turnuvayı düzenledi. Bu sonucun benim için en güzel yanı ise yerinde izlemenin diğer aday ülkelere göre daha kolay olması.

2022 ise Katar'a gitti. Japonya, Güney Kore ve Amerika'nın yaptığı şımarıklık, bu kadar kısa bir süre sonra kupayı bir kez daha düzenleselerdi bence büyük rezalet olurdu. Avustralya kazansaydı saat farkı bizleri hırpalayacaktı, böyle bakınca da sanırım en iyisi Katar oldu.

Neticede sonuçlardan ben memnun oldum. 2018'e daha çok var, o zamana kadar neler olur bilinmez ama bir Dünya Kupası'nı yerinde izlemeyi çok isteyen benim gibiler için bu iki kupa büyük şans.

22 Aralık 2009 Salı

FIFA / 2009 Ödülleri


FIFA dün akşam 2009'un en iyilerine ödüllerini verdi. Bu yıl kanserden hayatını kaybeden Sir Bobby Robson Fair Play ödülüne layık görüldü. Gelişim ödülü Çin'e, Başkanlık ödülü Ürdün Kraliçesi Rania Al Abdullah'a giderken yılın bayan futbolcusu ödülünü de son 3 yılda olduğu gibi yine Brezilya'lı Marta aldı.
.
Yılın oyuncusu olarak Messi'nin seçilmesi kimseyi şaşırtmamıştır. Sadece Xavi-Iniesta ortaklığı tek aday olabilseydi belki bu ödülü kapabilirdi. Messi de zaten ödülü bu iki isme ithaf etmiş.
.
Gecede 2009 yılının en iyi 11'i de ödüllerini aldı. Ortaya çıkan takım bu;
.
Casillas
Alves - Vidic - Terry - Evra
C. Ronaldo - Xavi - Iniesta - Gerrard
Torres - Messi

Bir süre önce biz de UEFA'nın seçimi için oyumuzu vermiş ve blogda bu seçime yer vermiştik. Ne kadarını tutturmuşuz diye merak ettim ve baktım.
.
Van der Sar
Zanetti - Vidic - Puyol - Evra
Hamsik - Xavi - Iniesta - Gerrard
Eto'o - Messi
.
Kaleci seçiminde haksızlık yapmış olabilirim, geçtiğimiz sezon Real Madrid'in azıcık da olsa şampiyonluk için umutlanmasında en büyük pay Casillas'ındı ve harika bir sezon geçirmişti. Sağ kanat seçimimde ise duygusal davrandığımı zaten söylemiştim.
.
Forvet tercihlerimiz de farklı olmuş, bence Eto'o FIFA yılın 11'inde olmayı kupa farkıyla Torres'den daha fazla hak ediyor. Savunmada ise Vidic'in yanında olması gereken isim bence kesinlikle Puyol olmalıydı. Herhalde FIFA Barcelona dominasyonunu abartmak istememiş.
.
Bu arada fotoğrafa bir kez daha baktım, futbolcu dediğin parantez bacaklı olur tamam ama Torres'in bacaklar sanki biraz abartı parantez.

5 Aralık 2009 Cumartesi

Sepp Blatter


Futbol izleyicisi olup da FIFA Başkanı Sepp Blatter hakkında olumlu şeyler düşünen insanların sayısı herhalde çok fazla değildir. Andrew Jennings'in yazdığı "Faul! FIFA'nın Karanlık Yüzü" isimli kitabı okuduktan sonra bu adamdan iyice nefret etmiştim.

Fotoğraflara bakarken karşıma bu kare çıktı. Adamın suratından sinsilik, sahtekarlık ve ikiyüzlülük akıyor. Futbola sıkı sıkıya yapışmış, pek de bırakacak gibi durmuyor..

28 Haziran 2009 Pazar

Konfederasyon Kupası

Konfederasyon Kupasını yakından takip edemedim, bir türlü havasına girememiştim. Bugün izlediğim iki maç ise bana yetti. Turnuva genelinde nasıl geçti bilemiyorum ama son gün çok güzeldi.

Amerika mucizelerine devam edemedi, kupayı kazanan taraf Brezilya oldu. İlk devrede Amerika iki farklı skor avantajını yakaladı ama nefesi yetmedi. İkinci devrenin başında Fabiano’nun golü gelmeseydi belki dayanabilirlerdi. Amerika ilginç bir takım, rakip kaleye az ama öz gidiyorlar. Ceza sahasına fazla yaklaşamadılar ama neredeyse her yaklaştıkları pozisyonda tehlike yarattılar. Bu arada spiker Onyewu’ya takılmıştı, beni de taktı. Onu daha bir dikkatli izledim, sanırım Fenerbahçe’ye isterim.

Brezilya farkı tek gole çok erken indirince maçı döndüreceği belli olmuştu. Golden sonraki 15 dakikada Amerika’yı fena bunalttılar ve çok yordular. Bu arada bir de golleri güme gitti, Howard Kaka’nın kafasını bence içeriden çıkardı. Bu arada alakasız bir not, Ronaldo’nun Madrid’e gitmesine ne kadar sevindiysem Kaka’nın transferine de o kadar üzüldüm. O takıma hiç yakışmayacak, harika bir adam.


Brezilya Konfederasyon Kupasına benim düşündüğümden çok daha fazla önem veriyormuş. Kazanma hırsları, Lucio’nun gol sevinci, takımın maçtan sonraki hali hiç beklemediğim görüntülerdi. Aslında bu belki de kupaya verdikleri önemi göstermiyor, bu sporun onlar için ne ifade ettiğini gösteriyor. Futbol onlar için bir din, hele ki ülkeleri söz konusu olduğunda bu bir basamak daha ileri gidiyor. Brezilya’yı seviyorum.

Gündüz oynanan maç da acaip bir maç oldu. İspanya değişik bir kadroyla ve moralsiz çıktığı maçta beklediğimiz kadar etkili olamadı ve geriye de düştü. Güiza 88. ve 89. dakikalarda attığı iki golle İspanya’yı öne geçirdi ama +3 dakika oynanırken onun gibi oyuna sonrada giren Mphela kendisinin ve takımının ikinci golünü atarak maçı uzatmaya götürdü. Attığı gol de muhteşemdi. 25 yaşındaymış, çok genç sayılmaz ama bizdeki +2 yabancı kontenjanı maliyeti düşük olan bu tip oyunculara kullanılsa sanki daha mantıklı olacak. Uzatmalarda da 1-2 pozisyon yakaladı ve hep doğru vuruşlar yaptı. Mphela’nın golü biraz da Güiza’nın şanssızlığı oldu. Uzatma dakikalarında üçüncülüğü İspanya’ya getiren golü frikikten Xabi Alonso atınca maçın kahramanı etiketi de Güiza’dan tam olarak gitmese de en azından paylaşılmış oldu.


Vuvuzela manyaklığını bir kenara koyarsak Afrika’lı seyirciler de maçlara renk kattılar. Kamera ne zaman onlara dönse tebessüm ettirdiler, 90 dakika boyunca gülüyorlar eğleniyorlar. Acaip neşeliler. Gerçi Vuvuzela’yı kenara atmak da kolay değilmiş, bu konuda yazan diğer bloglara aynı gün iki maç izleyince hak verdim.Sanki maç 10 saat sürse stadda yine o ses eksik olmayacak, o boruyu üflemekten bıkmıyor olmaları gerçekten anlaşılmaz bir şey.

Güney Afrika da herhalde sınavı geçmiştir. Çok takip edemedim ama organizasyon bozukluğuna dair bir haber de okumadım. Darısı Dünya Kupası’nın başına diyelim..

29 Ocak 2009 Perşembe

Fenerbahçe & Appiah


Uzun süredir devam eden Appiah konusu en sonunda çözüme ulaştı ve resmi site tarafından da açıklandı. FIFA Appiah'ın Fenerbahçe'ye 2.281.915 € ödemesine, Appiah'ın açtığı karşı davayı ise reddetmeye karar vermiş. Her ne kadar bu para kulağa az gelse de genelde oyuncular lehine karar veren FIFA'nın Fenerbahçe'yi haklı bulması, hele ki Türk takımlarının bu kurumlar nezdindeki ünleri düşündüldüğünde güzel bir sonuç.

Keşke iş buralara gelmeseydi diyeceğim ama Appiah Fenerbahçe'de kalsaydı ve futbol oynasaydı anlamında değil. Keşke 2006 sezonu bitiminde oyuncunun aklına Avrupa'ya gitmek girdiğinde değerini de bulabilecekken satılsaydı. Appiah gönderilseydi yönetim muhtemelen topa tutulurdu ama kafası karışan ve aklı dışarıda kalan bir futbolcudan bir daha hayır gelmesi kolay olmuyor.

21 Ocak 2009 Çarşamba

FIFA / 2008'in En İyi 11'i


Ödüllerden başladık, FIFA yılın 11'inden devam edelim. FIFA'nın resmi sitesinde yaptığı yılın takımı anketinde, 2008'in en iyi 11'i belli oldu. Kadroda İspanyollar ön planda, oylamada en çok oyu ise C. Ronaldo alırken Messi 2., Casillas da 3. en yüksek oyu aldı.

Kaleci: Iker Casillas
Defans: Sergio Ramos, John Terry, Carles Puyol, Phillip Lahm
Orta Saha: Kaka, Steven Gerrard, Xavi, Franck Ribery
Forvet: Cristiano Ronaldo, Lionel Messi