7 Ocak 2010 Perşembe

Kısa Kısa


Futbol yok, yılbaşı sonrası bir şeyler yazmak için şevk de yok. Önce lige verilen bu uzun araya karar veren insanların kulaklarını bir çınlatalım, sonra da yazmadığımız bu dönemde akılda kalanları kısa kısa bloga not düşelim.
.
.
* Önce can sıkıcı Semih Şentürk olayı. Fenerbahçe sporcusuna ve yöneticine rahat batıyor. Devre bitmiş, iki kulvarda liderlik gelmişken ve huzurlu, sessiz, sakin bir devre arası geçirmeyi umut ederken hemen yeni bir olay patlattılar. Benim aklım bu opsiyon işlerine ermiyor. Zaten çok derinlere girmeyeceğim, üzerine yeterince konuşuldu. Semih'i de Fenerbahçe yönetimini de suçlayanlar var. Bence iki taraf da hatalı, bu kadar basit. Fenerbahçe Semih'i kadrosunda tutmak istemiş ama resmi bir tebligatı yeterli görmüş. Bu ayıp. Semih'in de kaptanı olduğu kulübü Federasyon'a şikayet etmesi ayıp. Semih'e olan sevgimde bir azalma yok, benim gözümde sadece bir hata yaptı, ötesi değil.
.
* Önder ve Kazım kadro dışı kaldı. Kazım'dan haz etmeyen ve çok da tepki veren biriyim, kadro dışı bırakılmasını da doğru buluyorum ama satılması hakkında emin değilim. Sanki biraz daha kredi verilebilirdi. Önder'in ise hala bir şekilde kulüpte kalacağını düşünüyorum ki yerine adam alınmayacaksa akıllandığı takdirde takımda kalması gerekiyor.
.
* Ali Turan'ın Galatasaray transferinde olan bitenler her iki takım için de klasik şeyler. Kayserispor'a zaten tüm Türkiye alıştı, Galatasaray'ın da futbolcu transferinde pek etik davranmadığını ise en basitinden Gökhan Ünal, Mehmet Yıldız, Sezer Öztürk ve Ufuk Ceylan olaylarını düşünerek söyleyebiliriz. Öyle ya da böyle bence Ali Turan Galatasaray'a gider ama beklenen faydayı sağlayacağını düşünmüyorum.

* Gündem yoğun değil, haliyle bazı olaylar medyada olması gerekenden fazla yer kaplıyor. Galatasaray idmanını izleyen birinin telefonu Fenerbahçe Marşı ile çalmış, büyük kaptan Arda da buna tepki vermiş. Tepki verdiği kişi de meğer Emre Güngör'ün kuzeniymiş. Kimse kusura bakmasın ama bence Arda'nın bu hareketi onun ya gereksiz ve anlamsız bir Fenerbahçe kompleksi yaşadığını ya da tribünlere oynadığını gösterir.


* Fenerbahçe'nin Spor Salonu projesinden daha önce blogda bahsetmiştim. İhale sonuçlandı ve Fenerbahçe Ataşehir arazisinin tapusunu da aldı. 12.000 kişilik salonun 2010 Dünya Basketbol Şampiyonasına yetişmesi bekleniyor. Zaman az ama konu inşaat olunca Fenerbahçe yönetimine güvenmeyecek insan yoktur. Tesiste spor salonu ile beraber 2 antrenman salonu, alışveriş merkezi, katlı otopark, cafe ve restaurantların bulunacağı 9 katlı otel, sinema salonları, olimpik yüzme havuzu ve iş merkezi yer alacak.

* Fenerbahçe Ülker Roko Ukic transferine sevinirken Siena karşısında alınan rezil sonuç ile taraftarları kendine getirdi. Ben Ülker ismi geldiğinden beri henüz maça gitmedim, soğumuştum. Bu net bir tepki değildi, takıma tekrar ısınabilsem maçlara da giderim ama olmuyor. Şubede olan biteni bilen biliyor, o rezillikler bitene kadar da maça gideceğimi düşünüyorum.

Basketbolu 5-6 sene öncesine kadar çok yakından takip ederdim ama sonradan baya koptum. Ukic'i de yakından tanımıyorum ama söylenenlere göre çok iyi bir transfer yapılmış. Avrupa'da bir şey olacağı yok ama Efes Pilsen ile girilecek mücadele için önemli bir hamle.

* Fenerbahçe Acıbadem gururlandırmaya devam ediyor. Şampiyonlar Ligi maçında Polonya temsilcisi de set vermeden mağlup edildi. Hala bu takımın bir maçına bile gidemediğime yanarım.

* Tatil beni Avrupa futbolundan da uzaklaştırdı. Bu dönemde sadece Leeds United'ın Old Trafford'da aldığı zaferi izleyebildim. Bunun dışında Pandev'in Inter'e transfer olmasına sevindim, gerekliydi. Gerçi dün de Chivu'nun kafatası çatlamış ve ameliyat olmuş. Hayati tehlike yok ama bu sezon top oynaması da zor. Santon da sakat, Mourinho bir transfer daha isteyecektir. Barcelona ise 2010'a iyi başlamadı. Biraz huzursuz olmadım dersem yalan olur ama o muhteşem takıma güveniyorum. Zaten şimdiden en formda zamanlarını yaşamaları Mart-Nisan dönemi için iyi olmayacaktı.

7 yorum:

Pamukk dedi ki...

Barcelona beter olsun :p

ali turan da bence fbye gelecek :p

Chao Grey dedi ki...

Gökhan Ünal'a yapılan teklif kabul edilmedi, Kayserispor parayı az bulunca "oyuncumuzu ayartıyorlar" diye bastı yaygarayı. Oyuncunun aklı karışmışsa bize ne? Kulüpten izinsiz bir görüşme olmadı, bunun neresi etiğe aykırı?

Mehmet Yıldız'ın sözleşmesi bitiyordu ve medyada her zamanki gibi haberler çıktı o kadar.

Sezer ve Ufuk'la ilgileniyorduk ve teklif yaptık. Ufuk gelmek istedi ve geldi. Sezer ise ikili oynadı, ne Manisaspor'daki yerini kaybetmek istedi ne de Galatasaray'a transfer fırsatını kaçırmak.

Galatasaray'ın bu transferlerde etik olmayan davranışı nedir bir açıklarsanız memnun oluruz. Kuru iddiayla ortada kalmasın mevzu.

Arkhe dedi ki...

Detayları bile o kadar emin yazmışsın ki yönetim transfer görüşmelerinde seninle çalışıyor diye düşündüm.

Birçok kulüp başkanının Galatasaray'ın birçok farklı oyuncuda bu tip transfer hamleleri ile ilgili yaptığı açıklamaların tesadüf olmadığını düşünüyorum.

Gökhan Ünal için defalarca satmıyoruz denmesine rağmen teklifin az bulunması yüzünden reddildiğine inanmıyorum. Gökhan Ünal Ben Galatasaray ile anlaştım. Galatasaray yöneticilerinin birkaç gün içinde Kayserispor yönetimiyle görüşeceğini biliyorum. Ben de her futbolcu gibi Galatasaray’da oynamak isterim. Bana göre bu iş yüzde 80 bitti. Çünkü Galatasaray’ın hem bana hem de kulübüme önerdiği rakam çok iyi” derken Recep Mamur “Defalarca yaptığımız karşılıklı görüşmelerde, Gökhan Ünal’ı satmayacağımızı belirtmemize rağmen, bunca dostluğa ve Anadolu anlayışıyla (abi kardeşliğe) rağmen, mukavelesi devam eden oyuncumuzla bizim rızamız olmadan görüşmek, avam ifadesiyle onu (ayartmaya çalışmak) ikili ilişkimize ve Galatasaray Kulübü’nün büyüklüğüne yakışmamıştır." diyordu.

Buyrun bu da Manisaspor Başkanı;

“Manisaspor küçük düşürülüyor. Galatasaray bizimle doğrudan temas kurmuyor. Futbolcularımızın kafasını karıştırdılar. Ne antrenmana ne maça konsantre oluyorlar. Biz başka takımların uydusu değiliz. İstiyorlarsa çıkıp delikanlıca söylesinler. Basını kullanmasınlar. Kardeşim ben senin futbolcunun talibiyim desinler. İstediğimiz bedeli verirlerse alırlar, veremezseler alamazlar”

Mehmet Yıldız basit haberlerden ibaret değildi, haberler iyice yoğunlaştıktan sonra Galatasaray'dan teklif geldiğini Bülent Uygun bile söylemişti.

Sercan'ın da söylediği şeyler oldu; "Bursaspor'un golcü ismi Sercan Yıldırım, ligin 14. haftasında karşılaşacakları Galatasaray maçı öncesinde ortaya çıkan transfer söylentilerine tepki gösterdi. Transfer haberlerinin bu maçta ortaya koyacağı performansını olumsuz etkilediğini belirten Sercan, transferi konusundaki son sözün ise kulübüne ait olduğunu söyledi."

Alıntıların çoğunda kaynak olarak Tirajik blogunu kullandım. Alıntıların linkleri ve daha geniş açıklamalar bakmak istersen orada var;

http://www.tirajik.com/ali-cengiz-gorev-basinda/

Ali Turan'dan da bahsedelim. Öncelikle futbolcuyla sezon sonu için de değil, devre arası için görüşülüyor. Yine de Ali Turan konusunda Galatasaray'ın kağıt üzerinde bir suçu yok ama ben futbolcuyla resmi olarak izin verilen tarihin çok öncesinde de görüşmeler yapıldığını düşünüyorum.

Chao Grey dedi ki...

Eğer Galatasaray Kayserispor'dan yazılı izin almadan Gökhan Ünal'la görüşmüş olsaydı Kayserispor bu olayı mahkemeye taşırdı bundan emin ol. "Önce Gökhan'la anlaşın, sonra para konuşuruz" dediklerine inanıyorum ben. Gerçekten Galatasaray Gökhan'ı ayartmış olsa bir-iki kuru bağırıp çağırmayla geçiştirmezlerdi olayı. Eğer durum bu değilse o zaman haksızım.

Mehmet'e yapılan teklif de devre arası içindi sanırım; Bülent Uygun çıkıp açıkladıysa demek ki Sivasspor da önerilen parayı yeterli bulmamış. Aynı hikaye. Sonradan sözleşmesini uzattı zaten.

Ufuk'la Sezer olayında görünen o ki; Galatasaray yönetimi haksız, bunu kabul ediyorum.

Sercan'a gelelim; yapılan alıntıdan ne çıkarmamız gerekiyor? Transfer söylentisini yayanlar Galatasaray'a Nistelrooy'u, Fener'e Ronaldinho'yu, Beşiktaş'a Tevez'i getirenlerle aynı adamlar değil mi? Sercan da buna tepki göstermiş işte.

Ali Turan'la şu an görüşme hakkımız var kulüpten izin almadan, Bosman kuralı gereği.

Benim demek istediğim, eğer gerçekten Galatasaray kurallara aykırı davranmışsa; niye şikayet etmiyorlar resmi makamlara, niye gazetelere, TV kanallarına dert yanıyorlar? Demek ki canları başka bir şeyden yanıyor.

Arkhe dedi ki...

Bakış açısı işte. Sen bu olanlara sarı-kırmızı bakıyorsun, ben sarı-lacivert. Farklı yorumlamamız normal, o yüzden bu fikirler, demeçler ya da çıkan haberler üzerinde tartışmamız da bence anlamsız.

Ali Turan ile sezon sonu için görüşme hakkınız tabii ki var. Daha doğrusu 31 Aralık'da bu hakka sahip oldunuz. Ben kendi bakış açımla bu tarihden önce de görüşmüş olduğunuzu düşünüyorum. Ayrıca görüşmenizin sadece sezon sonu için değil, Bosman kurallarınla hiç alakası olmayan bir şekilde devre arası için olduğuna inanıyorum.

Niye şikayet etmediklerini ben de onlara sormak isterim ama ellerine bir şey geçmeyeceğini düşünüyor olabilirler. Gerçi sanırım Kayserispor sizi TFF'ye şikayet etmiş..

stalker dedi ki...

türkiye'de kim kimi mahkemeye vermiş ki mahkemeden bahsediliyor yahu. her şeyin temiz olduğuna inanmak için ya saf olmak lazım ya da renklerden dolayı kör.

ali turan mevzusunda da katakulli var. ali "bırakın gideyim, böyle teklif bi daha gelmez" diyor. daha ne olsun... sene sonu için görüşürsün eyvallah ama transferin devre arası gerçekleşmesi için oyuncuya baskı yapıyorsan hatalısın, suçlusun. öyle bi niyetin varsa kulüple görüşeceksin önce.

Arkhe dedi ki...

Belki mail ile bu yorum sizlere gelir. Buyrun;

http://www.milliyet.com.tr/g-saray-in-teklifini-geri-ceviren-kasimpasali/spor/sondakika/31.03.2010/1218434/default.htm?ver=97