29 Eylül 2009 Salı

Alaçatı'da koca bir yaz II

Neden hayatımın en güzel yazı oldu 2009 diyordum...

Deniz börülcesi
Demeti 40 kuruş, hadi 50 yabancıysan. Haşlayıp, süzüp, soğuduktan sonra 2 dk.da temizleyip zeytinyağı, limon, az jilet sarımsakla, tuzla bitirirsin. Soğuk yenir. Bir kişiye bir demet yeter. Minimum 2 duble içtirir. Aslında bana gene de yetmedi ama daha önce hiç bu kadar bol yeme fırsatı bulamamıştım. (Runner up: Roka. Sanki bedava. Her yerde size sorulmadan masaya bol roka konması harika. Burada roka da roka yani ha)

Köpeğime özgürlük
Mina isimli siyah labradorum hayatında ilk kez bu kadar dışarıda kaldı, bu kadar oynadı, denize girdi. En önemlisi kendisini hiç dışarı çıkarmadım. Zaten dışarıdaydı, açıktı, özgürdü, dilediği zaman dilediği yerde (nereye yapmayacağını bilerek elbet) bıraktı doğal atığını. 13 seneyi apartman köşelerinde geçirmiş bir köpeğe sorabilseniz daha ne isterdi ki...

NO TV
Yerine göre günde 16 saat televizyona maruz kalan biri olarak gururla söylüyorum ki haziran 3'ten bugüne izlediğim televizyon miktarı da anca 16 saattir (maçları çıkarırsan tabi). Benim adım Şen Şef, ben bir telekoliktim (-Merhaba Şef). Tamam film, dizi seyrettim dvd'den biraz ama çok az çok, normaline göre piii... Sonrası değil tabi ama geçirdiğim ilk 3 hafta Fight Club'da Edward Norton'un ilk kafayı yiyip terkedilmiş evde yaşamaya başladığı dönem gibiydi. Bir süre sonra televizyonu özlemiyor insan. Ama ilk haftalar acayipti. Çarşıda bi dükkanın önünden geçerken bir ekran görüp içeriği farketmeden görüntüye takılıp kaldığım oluyordu resmen. Sonra unuttum gitti, seyretme fırsatım olan zamanlarda cnbce sitcomlarından yakalamak isterdim, heyhat o da olmadı.

Hava/Ses/Görüntü Temizliği
Hani 1-2 hafta tatile gidip arınıyor ya insanlar şehir kirliliğinden, hah, onu al 8-10'la çarp. Bir aydır buradayken Ilıca'da kalmaya gittiğimde gece ortamın ışığı ve gürültüsünü ne kadar farkettiğimi anladığımda şaşırmıştım. Ilıca! Havada kömür, çöp, sinek ilacı, egsoz, kulağımda tek korna sesi olmadan geçen 4 ay... Önümde deniz, yanımda rüzgar, sağımdan güneş batar, solumdan ay yükselir... Peh. Kalkıp buradan 4-1-3-2, kontrollü oyun filan diye başlayan cümle mi kurabilirdim şimdi ben e dostlar?

Midye Dolma
İstanbul'da çocukluğumdan beri yemiyorum. Bodrum, Çeşme'de kaçırmam. En minik, en tazesinden yüzlerce yerim, yedim. Daha da yerdim de buradaki görevlerim bakımından yakışıksız olabilirdi. İzmir'in midyesi en iyidir, dolmasını ise muhakkak Mardinliler yapacak. Niye? Öyle.

Bendeki Scooter aşkı
Arizona yıllarımda yaptığım en akıllı hareket 50'lik bir Honda Ruckus almak olmuştu. Ama İstanbul'da binemiyorum. Tabi ki binerim de akıllı bir hareket değil bana göre. Özleyip duruyordum. Eski, plakasız, ruhsatsız ama hakiki Japon malı bir Honda Vision aldık yaz başı. 4360 km.lerdeydi. 2000 kilometre de biz koyduk üstüne 4 ayda. İki kere piston değişti, 2-3 kere karbüratöründeki toz toprak temizlendi ama Land Rover'ların, Saab'lar, Honda'ların kaldığı yerde bir gece bile beni dağdaki çakalların önünde koymadı. Aslanım benim. Adı da Metin. Hö? Motorun yanında Honda, biraz altında Vision ve onun dibinde Met-in yazıyor. Bu da Kara Metin. Neyse atlamak istemediğim şudur, ilk hafta filandı, her yere, herkese yabancıydım, yalnızdım.Ücra denebilecek bir yerdeydim. 4 km toprak yoldan sonra asfalta çıkılıyor, 1 km daha öteden de yerleşim başlıyordu. Burada ne yapacağım kalacağım, nasıl yaşayacağım tam belli değildi. Akşam oluyordu, karnım acıkmaya başlamıştı. Yolluk bir kafa yapıp yola çıktım. Karşımda denizin arkasındaki tepelerin ardından güneş batmakta idi, kendim virajı almış aşağı meyille hızlanmaktayken birden sağımdaki güneşten kızarmış sazların üzerine vuran gölgemi gördüm. Önce kamburumu düzelttim :) Sonra mı, mutlu oldum. İyi ki buradayım dedim. Eğer son nefes verilirken harbiden film şeridi olayı olacaksa, iyi bir şarkıyla slow-motion yapsınlar o sahneyi.

Gece
Herkes geceden başka türlü beslenir. Benim dimağım genelde geceleri açılır. Beynim daha çok dopamin, seratonin, adrenalin vb. üretir. O bakımdan uyuyarak filan heba etmeyi sevmem pek geceyi. Burada tabi biraz dengem bozuldu ilk başlarda, sabah uyandım, gece uyudum filan. Sonra bir gece çakırkeyf dönmekteydim köyden motorla ki ayışığı kamaştırdı gözümü. Öyle gerçek bir karanlık var ki burada dolunay varken ışıkları kapatıp yola devam edebilirsiniz, öyle gerçek bir karanlık var ki burada ay yokken yıldızlara bakarken başınız dönebilir. Bir de ayıptır söylemesi bizim mekanda bir mehtap oluyor dolunay vakti, bütün koyu dolduruyor ayaklarının altında... Genel olarak yaz boyu hep gece bir ara uyudum, aylardır sabahı çıkarmadım oturarak. Benim adım Şen Şef, ben iflah olmaz bir bir sabahlayıcıydım. Aslında burada yazdığım tüm noktaların bunda payı var ama şehirde yaşarken atladığımız birşey var. O da asla gerçek bir karanlık ortamda olmuyoruz. Bazen elektrikler kesilince odada birisi OH çeker. Bu bundandır. Perde, panjur filan demeyin sakın, ondan bahsetmiyorum. Akşam olurken farketmekten bahsediyorum karanlığı. Romantiklikle filan da alakası yok pisleştirmeyin beni :) Sadece ışığın bile bir stimülan olduğunu hatırlayın. Onun dengeli bir şekilde yok olması da aslında temel bir ihtiyaç.
Yarın bitiriyoruz...

7 yorum:

Arkhe dedi ki...

Forza deniz börülcesi, bayılırım.

Normal olarak çok pahalı, e malum Alaçatı.. Siz nasıl diyordunuz? hm..

Heh, trendy mekan.. :p

Pamukk dedi ki...

şu geçirmiş olduğun yazdan sonra sana gıcık olduğumu belirtmeden edemiiiciiim Sn Şen Şef

Patasana dedi ki...

bende midye dolmadan kendime pay çıkardım:)acıkmaya başladığım şu saatlerde nerde bulsamda yesem düşüncelerine girdim...

? dedi ki...

eee benden bahsetmemissin....

Şen Şef dedi ki...

tabi balık sezonu acıldı ama sazan yok pek buralarda :)

Tuner dedi ki...

ayıp be buralara gelen var da referans olarak benim telefonum verilmez mi it Arkhe

Arkhe dedi ki...

Olm adam 4 ay orada kaldı, referansa pek ihtiyacı yoktu.. :)