
21 Ocak 2009 Çarşamba
Taraftar Sosyal Anketi

FIFA / 2008'in En İyi 11'i

Oscar Del Calcio

Yılın savunma oyuncusu: Giorgio Chiellini - Juventus
Yılın kalecisi: Gianluigi Buffon - Juventus
Yılın genç oyuncusu: Marek Hamsik - Napoli
Yılın en iyi italyan oyuncuları: Alessandro Del Piero - Juventus, Daniele De Rossi - Roma, Andrea Pirlo - Milan,
Yılın en popüler oyuncusu: Alessandro Del Piero - Juventus
20 Ocak 2009 Salı
Alex ve Carlos ile devam

Ve Kaka kaldı..
Liverpool maç fotoğraflarına bakarken The Sun'da gördüm, Babel Fish yardımıyla La Gazzetta Dello Sport'dan doğruladım. Berlusconi televizyona Kaka'nın kaldığını, City tarafı da görüşmelerin kesildiğini açıklamış.
19 Ocak 2009 Pazartesi
Liverpool 1-1 Everton
Fortis Türkiye Kupası / Çeyrek Final

Çeyrek finale kadar olan mücadelesi futbol izleyicisine pek bir şey ifade etmeyen Fortis Türkiye Kupasının çeyrek final kuraları az önce çekildi, eşleşmeler şu şekilde;
Galatasaray - Sivasspor
Fenerbahçe - Bursaspor
Denizlispor - Ankaraspor
Antalyaspor - Beşiktaş
İlk yazılan takımlar ilk maçları kendi sahalarında oynayacaklar. Çeyrek finalin ilk maçları 28 Ocak 2009'da, ikinci müsabakalar ise 4 Şubat 2009 tarihinde oynanacak.
Podolski --> F.C. Köln
18 Ocak 2009 Pazar
Money Talks..

Bu iş hiç olmayacak gibi geliyordu ama dün maç sonunda gördüğüm şey bir veda töreniydi. Sanırım yine para kazandı ve gerçekten gitti, "bu forma altında yaşlanmak istiyorum" dediği Milan'dan Manchester City'ye..
.
17 Ocak 2009 Cumartesi
Fenerbahçe - Galatasaray @ "100"
17 Ocak 1909'da başlamış bu rekabet ve bugün ilk maçın 100. yıldönümü. Dostluk edebiyatları yapmayacağım. Her fırsatta birbirine saldıran, küfürler eden ve taraftarları büyük ölçüde sebepsiz yere birbirinden nefret eden iki camia için sadece ilk maçın üzerinden 100 yıl geçti diye “ebedi dostum, kardeşim, iyi ki varsın” demek bana pek samimi gelmiyor.İşin duygusal tarafını bir kenara bırakalım, her şeye rağmen bu 100 yıllık rekabet güzel bir anma törenini hak ediyordu. Bunu dile getirmek istiyordum ama Mehmet Demirkol herkesten hızlı davrandı ve güzel bir yazı yazdı. Bu yazıdan sonra gerek forumlarda gerek bloglarda konuşulmaya başlanan bir anmayı keşke başkaları daha önce düşünebilseydi. Fikstür böyle bir maça pek izin vermiyor ama bunun planı daha önceden yapılsaydı, işin içine Futbol Federasyonu da çekilseydi bir çözüm bulunurdu.
Yarı yarıya tribünlerin önünde o dönemin nostaljik formalarıyla oynayan minik futbolcular, sonrasında eski yıldızlar ve en son da bugünün futbolcuları çok keyifli olabilirdi ama tren kaçtı, yapacak bir şey yok.
Galatasaray bu özel günü unutmamış ve resmi sitenin girişini bu rekabete ayırmış. Fenerbahçe’nin resmi sitesinde ise tık yok. Olmasını da beklemiyordum zaten, sanırım hafta sonları çalışmıyorlar. Haber yalanlamada çok başarılılar, anında reaksiyon gösteriyorlar ama asıl hassas olan konularda pek hızlı değiller mesela Ümit Özat’ın geçmiş olsunu da çok geç çıkmıştı. Bu derbiyi anmamaları da hiç garip değil, kulaklarına eleştiri giderse belki birini ararlar da evden bir şeyler yaptırırlar.
Dünyada rekabetlerini ve birbirlerine olan nefretlerini daha mantıklı temel ayrılıklara dayandıran çok anlamlı onlarca derbi mücadelesi var ama benim için dünyanın en büyük derbisi Fenerbahçe – Galatasaray derbisidir çünkü bu derbiyi yaşayan, 1-2 hafta öncesinden heyecanlanan, duygulu ve hırslı gözlerle eski maçları izleyen, maç gününde içi içine sığmayan, tribünde pislik herifin tekine dönen, yerine göre hüngür hüngür ağlayan yani kısaca bu maçı yaşayan benim.
16 Ocak 2009 Cuma
Bye Bye Calderon

Bu hafta başında Marca gözünü Calderon'a koymuştu. Başkanın genel kurulda oy hakkı olmayanlara oy kullandırdığını ve seçimi de bu şekilde kazandığını iddia eden bir haber yapmıştı. 2006 yılından bu yana Real Madrid'in kulüp başkanı olan Calderon bu iddiaları reddetmişti fakat Marca iddialarına devam etti ve yayınladığı fotoğraflarda üye olmamasına rağmen oy kullanan kişilerin Calderon'un oğlunun ve kardeşinin arkadaşları olduğunu göstermişti. Bu noktadan sonra Marca ile birlikte birçok gazete de Calderon'a iyice yüklendi ve başkanın sonunu getirdiler.
Genel kuruldaki sahtekarlık iddialarının doğru çıkmasından dolayı kulüp yöneticilerinden ve genel kurulu organize eden Luis Barcena ile üye olmayan kişileri salona aldığı söylenen Nanni adlı kulübün halkla ilişkiler sorumlusu istifa etmişti. Bugün yapılan yönetim kurulunda da Calderon istifasını vermiş. Real Madrid'de işler tam düzelmeye başlamışken bu istifa sezonun geri kalanını daha da zorlaştırabilir. Barcelona'nın Madrid'de alkışlanma ihtimali belki de biraz daha arttı.
Nihat 5 hafta 'daha' yok

Nihat'ı çok severim, bu sakatlık haberi çıktığı anda korkmuştum. Çok ciddi bir şey değilmiş gibi anlatılıyordu ama bugün yapılan açıklamaya göre Nihat menisküs ameliyatı olacak ve en az 5 hafta oynayamayacakmış. Bir süre önce sakatlık sorunu nedeniyle Villareal'in onu satmak istediği yönünde haberler de çıkmıştı, şimdi ise 5 hafta daha yok ve döndüğünde ne kadar forma şansı bulur bilinmez.
Umarım sakatlığı kronik değildir ve o güzel kariyeri bu sakatlıklar yüzünden dibe vurmaz. Türkiye'ye dönmek zorunda kalmasını gerçekten hiç istemiyorum.
Tv'de Futbol / 17-19 Ocak
17 Ocak Cumartesi13:30 Antalyaspor - Gaziantepspor / Lig Tv
17:00 Chelsea - Stoke City / Spormax
17:00 Rangers - Falkirk / Futbol Smart
19:00 Galatasaray - Malatyaspor / Lig Tv
19:20 Bristol - W.Wanderers / Futbol Smart
19:30 Hull City - Arsenal / Spormax
15 Ocak 2009 Perşembe
"Kaptan" #4

14 Ocak 2009 Çarşamba
Fenerbahçe & Kartalspor

Kalp

Önce Foe, Puerta, O'Donnell isimleri daha sonra ise daha yakınlardan McRae ve Elâzığspor'dan Gökmen.. İlk anda aklıma gelen kalp krizi sonucunda hayatını kaybeden sporcular bunlar. Bizi çok korkutan Ümit Özat ve Arda Turan vakaları da hala akıllarda. Sezon başında Thuram kalp sorunu yüzünden futbola veda etmişti, şimdi de Darko Kovacevic'in kalp sorunu yüzünden futbolu bırakacağı haberleri çıktı.
Bu genç adamların bazılarının sorunu genetik olabilir anlıyorum ama bu vakaların son yıllarda bu kadar sık yaşanması da herhalde sadece genetiğe, ihmale ya da şanssızlığa bağlanamaz. İçinde bulundukları yüksek tempo ve bu tempoyu kaldırmak için kullanılan destekleyici maddelerin insan vücuduna pek iyi davranmadığı çok ortada, neticede öyle ya da böyle bu adamlara yazık oluyor ve bunun üzerinde artık biraz düşünmek gerekiyor.
Başta futbolcular olmak üzere sporcuların da makina değil insan olduğunu hatırlamak lazım. Maksimum verim almak ve bireysel gelişim için verilen maddelerden vazgeçsinler artık. Makinalara bile çok yüklendiğinizde teklerken bu adamların etinden sütünden faydalanma konusunda biraz daha düşünmek, belki bazı turnuvalardan vazgeçmek en azından sadece maddi kaygısı olan karşılaşmaları azaltmak bir adım olabilir.
Endüstriyel futbol denen şey bari sporcu hayatına biraz önem versin.
Kaka, City, 100 (yüz!) Milyon

Mavi Manchester'lılar Milano'da. 100 Milyon Avro Milan'a öneriyorlar, Berlusconi "kalmasını umuyorum" demiş de, rakam 100,000,000 be abicim, masaya oturmuşlar artık bir zahmet. 15 milyoncuk da Kaka'ya, sezon başına, 5 sene boyunca. Peheeyy hey...
M L/C

Hazırlık maçında atılan bir golden sonra bu postu girdiğim için üzgünüm ama kendimi tutamadım. Ayhan birçok açıdan takdir edilesi bir oyuncudur. Sevmeyeni de vardır bir dolu, ki bu rakip taraftarlarla sınırlı değildir. Öte yandan, seneler seneleri takip eder, bir gerçek değişmez, Ayhan Akman kadronun önemli bir parçasıdır, en çok dakika alan oyunculardan biridir, orta sahanın ortasında dinamodur, en klişe tabirle oyunun iki yönünü birden oynar. Top alır verir, kısıtlı da olsa şutu, çalımı, asisti vardır, bir de üstüne savaşır top kapar, yedek olur sorun etmez, kaptan olur medyaya oynamaz. Sol kanatta adam gerekir, sanki hep orada oynamış gibi rahat doldurur o boşluğu. 3'lü orta sahanın solu, tamam, ön libero kalmadı, okey... Zaman zaman da durup pek acayip goller atar, geçen sezon sonu Sivas'ta attığı gibi. Bugün attığı golü normalde İbrahimoviç'in filan atması normaldir mesela.
Seneler önce Ahmet Yıldırım'la takas edilerek Beşiktaş'tan çalınmıştır adeta. İyi ki de demek lazım galiba. Yoksa iki sene önce Denizlispor'dan Boluspor'a filan geçmiş olurdu heralde. Muhteşem bir adam değildir belki ama gönlümdeki yeri nice, nice, nicedir, teşekkürler Ayhan Akman, lütfen devam.



