23 Kasım 2010 Salı

Fenerbahçe 5-2 Bucaspor

Fenerbahçe’nin devre arasına kadar sürdürmesi gereken galibiyet serisinin ilk maçıydı ve herhalde kimsenin galibiyetten şüphesi yoktu. Oyun bir süre berabere devam etseydi maçı daha farklı ve uzun yorumlamak gerekebilirdi ama Fenerbahçe maça 1-0 önde başlayınca işler değişti. 10 dakika sonra fark ikiye çıkınca da maç orada bitti.
.
Sahaya çıkan kadroya bir itirazım yok, Gökay’ı ilk 11’de görmek herhalde her Fenerbahçeliyi memnun etmiştir. Ben dün oynadığı futboldan memnun kaldım. Sinip kalmadı, korkmadan top aldı ve rakibe bastı. Fiziği haliyle şu an yetersiz ama güçlenecektir. Boyunun kısa olması biraz sıkıntı yaratacaktır ama neticede ismini onunla beraber andığımız Emre de 1.80 değil. Gökay bana umut verdi ama daha çok yolu var. Kadodaki Caner-Andre Santos değişikliği de bence mantıklıydı. Caner Antep deplasmanında kötüydü, bu maçta da oynasaydı formasının garanti olduğu gibi bir düşünceye girebilirdi. Andre Santos’un bu sezon sergilediği performans hiçbirimizi memnun etmiyor ama bir anda üzeri çizilecek bir futbolcu olmadığını düşünüyorum. Ona birkaç son şans verilebilir. İlki Bucaspor karşısında verildi ve muhtemelen milli maç yolculuğunun da etkileriyle çok kötü oynadı.
.
Fenerbahçe’nin takım olarak maç içinde yaşadığı iniş ve çıkışlara artık bir çözüm bulmak gerekiyor. Dün ilk 35 dakika ile son 20-25 dakikada oynanan futbol ile arada kalan bölüm arasında çok büyük farklar var. Aynı temponun 90 dakika devam etmesini isteyecek kadar doyumsuz değilim ama tempoyu düşürüp aktif dinlenmek ile ipleri tamamen rakibin eline vermekte fark var. Fenerbahçe dün anlamsız bir şekilde ikinci devrenin başlaması ile birlikte oyunun kontrolünü Bucaspor’a verdi. Golü yedikten kısa bir süre sonra ise hakemin ve Bucaspor’lı bazı oyuncuların dürtmesiyle devre başından beri uyuyan takım tribünlerle birlikte tekrar ayaklandı ve iki gol daha buldu. Bu kadar keskin değişiklikleri aynı 90 dakika içinde yaşamak kabul edilemez. O kötü 20 dakika Bucaspor’a karşı telafi edilebiliyor ama daha kuvvetli takımlar karşısında puan kaybına neden oluyor. Aykut Kocaman mutlaka kafasını bu probleme yoruyordur ve umarım çözümünü bulacak.

Bir diğer çözüm bulunması gereken sorun da çok açık bir şekilde gözüküyor ve hepimizin de zaten dilinde, savunma problemleri. Sıkıntı sadece savunma oyuncularından kaynaklanmıyor, takım savunmasında sıkıntılar var. Eskiden takım fazla adamla çıkılan hücumların dönüşünde pozisyon verirdi ama artık yerleşik durumdayken bile problem yaşanıyor. Fenerbahçe alan daraltamıyor, savunmaya yerleştiğinde oyunu sıkıştıramıyor. Şu anda orta sahada oynayan isimlerin yapısı böyle bir şeye müsade etmiyor. İyi bir Selçuk bile bu noktada çok faydalı olacaktır ki zaten devre arasında orta sahaya bir takviye gelecek gibi duruyor.

Tribünlerin Bilica’dan sonra bu haftaki hedefleri de Cristian ve Andre Santos oldu. Bence oyunculara homurdananlardan bir çoğu bunu kendi gördükleri ışığında yapmıyorlar. Rıdvan da dahil olmak üzere Fenerbahçe medyası kimi hedefe koyuyorsa ona yükleniyorlar. Hedefe konan isim ne yaparsa batıyor, oyuncunun özellikle hatası kovalanıyor. Bu taraftar medya güdümüyle Alex’i bile yuhaladı, daha ötesi yok. Şimdi de aynı gaz ile Brezilyalılara karşı bir tavır var. Benim de memnuniyetsizliğim var ama 5 gol atılan bir maçta oyuncu ıslıklayacak kadar nefret dolu değilim. Cristian ıslığı yediğinde daha arkadaki bir arkadaşına pas vermişti çünkü önünde top atabileceği kimse yoktu. Geriye oynamak her zaman yanlış değildir, herkes de Alex gibi en görülmeyecek noktaları görüp en imkansız pasları atamaz. Ama işte yeri geldiğinde Cristian Alex olamadığı için, kimi zaman da Alex bir ön liberonun yaptığı işleri yapamadığı için tepki görebiliyor. Ama Cristian düz adam, Alex de koşmuyor zaten.

Cristian’ın şiddetli bir savunucusu değilim ama mesela geçen sezon da herkes kadar tepki dolu değildim. Dün de kötü oynamadığını düşünüyorum, ilk golün pası da ondan geldi. Her şeye rağmen devre arasında ayrılması iki taraf için de daha hayırlı olacaktır, artık ömrünü doldurdu. Hatta Andre Santos bile iyi bir teklif gelirse yeri doldurulmak şartıyla bırakılabilir. Ne yazık ki bu ıslıklar ancak böyle kesilecek gibi duruyor. Santos ile Cristian’ı geçiyorum bu ıslıklar her oyuncuyu etkiler. Mesela dün ben Gökay’ı düşündüm, belki Saraçoğlu’nda oynadığı ilk maçta doğru bir geri pas yapmaktan korkacak ve top kaptıracak. Belki sahada ürkek oynayacak, ayakları titreyecek. Saraçoğlu’nu Fenerbahçeli futbolcu için de zor bir hale getirmenin cezasını yine Fenerbahçe çekecek.

Bir de Semih’e değinmeden geçemeyeceğim. Bu adamda acaip şeyler var, en kötü haliyle bile bir şekilde golü çekiyor. Dün oyuna girdikten sonra 10 dakika içinde 1 gol ve 1 asist yaptı. Ligdeki gol sayısını da 7’ye çıkardı.

Fenerbahçe’nin önünde oynayacağı çok önemli 4 maç ve alınması gereken 12 puan var. Bu 4 maçın en önemlisi ve en zoru ise Cumartesi günü Olimpiyat Stadı’nda oynanacak. O maçtan çıkacak 3 puan ve kazanılacak ivme ile devamının gelmesi durumunda Fenerbahçe ilk devreyi sezon başındaki şartlar düşünülünce çok iyi bir yerde bitirecektir.

Alex ve 3000. gol mü? Camia olarak hepimiz o golü onun atmasını çok istedik ve oldu. Sanırım olacağını biz de biliyorduk, o da biliyordu. Maçtan bir önceki gece Twitter’da “yarın 3000. golü......” yazmıştı. Benim artık onu anlatacak bir kelimem kalmadı. Onu canlı olarak izleyebildiğim için ne kadar şanslı olduğumu çok iyi biliyorum ve artık sadece onunla geçen her anın keyfini çıkarmaya çalışıyorum.

1 yorum:

tofi dedi ki...

aynı kafada oldugumuz icin cok memnunum, evet bi süre toptan anlamaz geliyor v3e isliklıyor, bekire kafa hizası top atiyorlar kaleciye oynuyor dogal olarak ıslıklanıyor---hoş jo kılıklı adamdan bir tek kafa topu alalamadı, korner golunde de ense traşını yapıyordu herhalde- baroni de evet cok topu geriye yada yana oynuyor ama cok önemli yerde oynuyor, defansımınz zaten sallanıyor, kaaptirsa direkt gol poazisyonu, santos icin de dediklerinin arkasındayım, evet gamsız ama topa ne zaman basılır, çalım atılır bunu herkesten iyi biliyor, orta sahada göğsüyle pas atiyim dedi, rakibe gitti, halbuki kafayla karşı kaleciye atsa bizim cok bilmiş seyircimiz için daha güzel, onda da diger bazi brezilyalılarda olan topu taca atmam psikolojisi var, bilicada da var, kimi zaman deli ediyor, bi ayarını tutturmalı. gökay da fizik olarak zayıf kaldı belki ama iyi niyetli, aykut yanlıs adamı cıkardı, ama medya şansı yanında sanki o cıktı 2 gol attık gibi oldu, ben skoru begendim ama buca gibi takıma verilan pozisyonlar hic de az diil. 44 te verilen pozisyon, direkten donen top filan, nerdeyse volkana gelen top sayısı kadar pozisyon buldular, umarım emre ve selcuk bir an önce takıma döner.