31 Ekim 2009 Cumartesi

Derbi Sonrası Tatil Dönüşü


Derbi sonrası İstanbul’da değildim, direkt kısa bir tatile gittim. Bütün o yaygaradan uzakta galibiyetin keyfini çıkardım. Sözlükte gezindim, bloglara bakındım ama hiçbir şey yazmadım. En düzgün kalemlerden çıkan şaşırtıcı yazıları tebessüm ederek okudum, hiç de sinirlenmedim. Tatilin sonu geldi, keyif de kaçmaya başladı. Üzerine cezalar açıklandı, Haldun Üstünel de komik bir basın toplantısı yaptı. Haliyle ben de düşündüklerimi yazmazsam rahat edemez hale geldim.
.
.

* En sondan başlayalım. Haldun Üstünel’in basın toplantısı diye kişiselleştirmek doğru değil, belli ki açıklamalar Galatasaray Yönetimin Kurulunun görüşlerini yansıtıyor. Amaç kısa vadede Fenerbahçe’ye verilen cezada bir indirime gidilmesini engellemek, uzun vadeli hedef ise hakemleri ve federasyonu etki altına almak. Çok eleştirmiyorum, bu ülkede işler bu şekilde yürüyor ama bir yönetici, özellikle Haldun Üstünel gibi güya yeni model bir yönetici söylediklerinin altını doldurabilmeli. Aksi takdirde komik duruma düşüyor. 19 Mayıs 2007’de oynanan maç ile geçtiğimiz Pazar günü Kadıköy’de oynanan maçı aynı kefeye koymuş, gerçekten inanamıyorum. Galatasaray’ın Fenerbahçe karşısında 9 gol atıp 5 gol yediği ve 4 maç kazandığı 9 maçlık Sami Yen performansını da, aynı dönemde Fenerbahçe’nin Galatasaray karşısında 24 gol atıp 4 gol yediği 9 maçlık galibiyet serisi ile aynı kefeye koymuş. Çok komik. Yine de muhtemelen kısa vadeli hedefine ulaşacak ve Fenerbahçe’nin aldığı cezada bir indirime gidilmeyecek ama bundan sonra Haldun Üstünel kim tarafından ne kadar adam yerine konacak, ne kadar ciddiye alınacak bilemem.
.
* Buradan diğer olaylara geçelim, hem basın toplantısında geçen hem de hafta boyunca konuşulan tartışılan mevzulara. Önce şu maçın oynatılmasından bahsedelim. Karar kesinlikle doğru, orada hakeme yönelik bir eylem yoktu. Avrupa’da bu işler böyle olmuyor diyenler için sözlükte gerekli cevaplar verilmiş, emsaller burada ve burada var. Maç öncesi abartılı tribün olayları olmamıştır, saha içinde olan bir gerginlikten dolayı tribünler galeyana gelmiş ve atılan bir madde şans eseri hakeme isabet etmiştir. “Sadece hakeme isabet edince mi olay sayılıyor” diyenlere Samet’e atılan kanyak şişesi ile, 19 Mayıs 2007’deki rezaleti de değil 2006’da oynanan maçın raporunu hatırlatırım.
.
* Maçın hakemi Bünyamin Gezer etki altında kalıp taraflı bir yönetim değil, kötü bir yönetim göstermiştir. Mesela yan hakem tam görmesinin imkansız olduğu ve devamında gol olan bir pozisyonda aut kararı verirken ne kadar etki altında kalmışsa ilk goldeki ince ofsaytı kaçırırken de o kadar etki altında kalmıştır. Bünyamin Gezer kimilerine göre Alex için ucuz bir penaltı çalmıştır ama etki altında kalan bir hakem Kazım’ın iki gol olabilecek pozisyonunu da komik faul kararlarıyla kesmez. Faul kararlarında takdir haklarını Fenerbahçe lehine kullanan bir hakem Servet’in Lugano’ya yaptığı harekete penaltı verir.
.
* Keita tam bir sahtekarmış. Tribünden atılan madde gözünü kör edebilirmiş. Bu kadar ciddi bir isabet alan adam nasıl birden ayağa kalkıp saha kenarına o deparı atar anlaşılmaz. Roberto Carlos’a attığı kroşeden sonra sergilediği şaşkın görüntü “Ben ne yaptım ki?” tavrı ise tek kişilik bir komedi. Ben bu ülkeye gözümü kaybetmeye gelmedim demiş ama bu ülkenin adam geçemeyince rakibine yumruk atabileceğin bir ülke olmadığını da biri ona anlatsın.
.
* Rijkaard’ın da şiraze kaymış, maçtan sonra “Burada inanılmaz bir atmosfer var. Herkes burada oynamak ister.” diyen adam tesislerine girince “Kadıköy’de futbolu kirleten görüntüler yaşandı. Stattaki atmosferin çok gergindi. Futbolcuların sakin kalmaları zordu.” demiş. Yakışmamış.
.
* Cezalar açıklandı. Bilica hakkını aldı, söyleyecek bir şey yok. Keita'nın cezası ise bence hafif kaçmış, en basitinden Bobo bile 4 maç ceza almıştı. Cristian’ın Arda’yı itişi çok ani ve sert değil. Maç içinde olsa sarı kart bile çıkmaz, ceza ağır olurdu. Arda’nın yakalanan bir küfürü yoksa ona ceza gelmemesi de bence normal ama Hakan Balta ve Nonda’nın Fenerbahçe tribünlerine yapmış oldukları hareketler gözden kaçmış. Fenerli medya işte, bunları gündeme getirmeyi unutmuş.
.
* Fenerbahçe’ye verilen 2 maçlık ceza ise saçmalık. Adaletsizlik. Çok eskilere gitmeyeceğim ama çok yakında aynı federasyonun verdiği kararlar ortada. Diyarbakır’da oynadığımız maç hala akıllarda ve Diyarbakırspor’un o maçtan dolayı aldığı ceza bile Fenerbahçe’ye verilen cezadan az. Daha da başka örnek vermeye gerek yok. Bütün hafta çıkartılan gürültünün sonucu budur, Federasyon etki altında kalmıştır. Bu kararı etkileyen en büyük güç ise o “Fenerli Medya” dedikleri medyadır.
.
* O yabancı maddeleri sahaya atanları Allah nasıl biliyorsa öyle yapsın. Pis herifler. Onların yüzünden takımımdan uzak kalacağım.
.
* Derbi sonrası olayları yazmadım ama yazılanları okudum demiştim. Papazın Çayırı bu dönemde ne dediyse imzamı atarım. Peralta da burada çok güzel yazmış.
.
* Di Massimo Talento yapılan harika koreografinin bir videosunu burada paylaşmış. Emeği geçenlerin ellerine sağlık.
.
* He bir de Borges geri dönmüş, hoşgelmiş. İyi ki de gelmiş, sevindim.
.
* Derbi hakkında elimden gelirse bir daha yazmayacağım. Çok beğendiğim bir yazının linki ile bitirelim; Gel Güzel Kardeşim, Bırak Platini'yi de Gel Biz Baba Gündüz'e Soralım

2 yorum:

Mr.Y dedi ki...

Tabi ki sizden objekif olunmasi beklenmez, fenerbahcelisiniz ve olaylara fb gözlukleri ile bakmak istiyorsunuz. ASY sadece su atilmasina 5 mac kapatildiysa SS o tribun terörune en az 2 kat ceza almasi gerekirmis. Nerdeyse ceza almadan kurtuldunuz ve ona bile itiraz edebiliyorsunuz. PES...

Arkhe dedi ki...

Sana bir noktada katılıyorum;

Gerçekten PES.

Sadece su atılması demiş yaw. 12.000 koltuğu bile görememiş.